Ağır bir edayla dünyayı dolaşan erkekler”için dikilen İngiliz pantolonunu Milaslı usta terzi Mehmet Özcan anlatıyor…
Milas’ın tarihi Arasta’sında ufacık bir dükkan. Sokakta, dükkanın hemen önündeki tahta sandalyede oturan bembeyaz saçlı bir adam elindeki pantolonla meşgul. Dükkanın tabelasında Terzi Mehmet Özcan yazıyor. Altında da el yazısıyla yazılmış bir not; İnǧiliz pantalonu dikilir. G’nin üstünde yumuşatma işareti var. Hafif titrek bir el yazısıyla yazılmış olduğu belli olan yazı bizi çağırıyor; Milaslı 60 yıllık terzi Mehmet Özcan’ın konuğu oluyoruz.
Mehmet ustanın elindeki bir İngiliz pantolonu. Yukarı doğru genişleyen kesimi, düğmeli paçasıyla günümüzde kolay kolay bulunmayan, orijinal bir erkek giysisi. Paçaları dar kesim olduğu için çizmeyle kullanılıyor. Mehmet ustanın dediğine göre Milas’ta bu tür pantolonları eskiden kabadayılar giyermiş. İngiliz pantolonu moda tarihine 19. yüzyıldan armağan. İngiliz aristokrasinin av kültürüne dayanan bu giysi savaşlar, nüfus hareketleri, göçler yoluyla geldiği Anadolu’da İngiliz paça veya İngiliz külodu olarak anılagelmiş. Mehmet usta, özel sipariş olan bu pantolonu özenle katlayıp sohbete başlıyor.
1965’ten bu yana terzilik yapan usta bir süredir gözlerinden rahatsız. Bakmış olacak gibi değil, dükkanı kapatıp işini tasfiye etmeye kalkmış. Ama çalışmaya öyle alışmış ki, evde 10 gün bile duramamış. Soluğu Milas Vergi Dairesi’nde alıp dükkanı kapatma işlemini iptal ettirmiş. O gün bugündür terziliğe devam ediyor. Gözleri izin verdiği sürece dükkanı bir daha kapatmaya niyeti yok.
Mehmet ustanın tarihi Arasta’daki küçük, tertemiz dükkanının duvarlarında yine kendi el yazısıyla yazdığı bir not dikkatimizi çekiyor: “Siyaset konuşmayın.” Niye, diye soracak oluyoruz. “Sen A partilisin. Öbürü B partili, diğeri C partili diyelim. Hepsi geliyorlar buraya kapışıyorlar . Ee benim suçum ne? Bu yazıyı gösteriyorum. Hala siyaset konuşuyorlarsa ben de onları kapı dışarı ediyorum” diye anlatıyor gülerek.
Mehmet usta Milas’ın sevilen, sayılan esnaflarından biri. Bir gün Maliye Bakanlığı’ndan haber geliyor. Milas Ticaret Odası’nda yapılacak törene davet ediyorlar ustayı. Meğer Muğla Vergi Dairesi teşekkür belgesi takdim edecekmiş kendisine. “Merak ettim sordum, neden bana bu belgeyi veriyorsunuz? Milas’ın en iyi terzisi olduğum içinse, burada başka iyi terziler de var. Neyin nesidir bu teşekkür belgesi?”. Ticaret Odası Müdürü Mehmet ustaya durumu anlatıyor. Ankara’da Bakanlık’ta Mehmet ustayı incelemişler. Yıllardır vergilerini günü gününe, kuruşu kuruşuna ödediğini tespit etmişler. Bu nedenle yılların terzisini ödüllendirmek istemişler. “Desene, benden aptal yokmuş memlekette! Niye her şeyi elifi elifine gösterdin deseniz ya, dedim. Müdür güldü”. Milas’ın Hisarbaşı Mahallesi’nde Çöllüoğlu Han’ın çevrelediği bölgede, tarihi 18. yüzyıla uzanan Arasta’da Mehmet usta gibi geçmiş zamanların insanlarının sayısı gün geçtikçe azalıyor. Yine de esnaf lokantaları ve ayakkabıcılara rastlamak hala mümkün. Sokaklar genellikle kunduracı, demirci, eskici gibi meslek gruplarının isimlerini taşıyor. Arasta 1960’ların başına kadar ticari yaşama kültürleriyle renk katan Yahudi ve Rum esnafın izlerini bugün dahi korumuş. Bugünkü Arasta’nın ara sokaklarında küçük lokantalar, tek tekçi meyhaneler hâlâ bu dönemlerden izler taşıyor. Milas Belediyesi’nin yok olmaya yüz tutan bazı zanaatları ve ustaları tanıtmak amacıyla Arasta esnafıyla başlattığı sözlü tarih çalışmaları mevcut. Umarız yakın tarihte Milas’ın hafızasına ve yaşayan kültürüne dair daha fazla çalışma yapılır. Arasta’da erkek terzisi sayısı bir hayli yüksek. Günümüz Milas erkeği geçmiş zamanın kabadayıları gibi giyinmeyi, bakımlı olmayı bırakmamış anlaşılan. Bir zamanların İngiliz pantolonlu, kasketli, fötrlü, mavi gömlekli esmer Milas erkeğine dair Halim Şafak Şanlıdağ ve Muhammet Tokat’ın kaleme aldığı Milas Yemek Kültürü (Milas Belediyesi Kültür Yayınları) adlı kitabındaki şu tarif dikkatimizi çekiyor; “Bahçede, tarlada her yerde güç isteyen her şey erkeklerin işidir. Bu dünyanın onların olmasını sağlamıştır bu durum. Kadınlar evde ceviz yakıp rastık çekerken onların hep fazlasıyla berberi vardır. Berberler, meyhaneler, lokantalar hele kahvehaneler erkeklerin neredeyse günde en az bir iki kere uğrayıp uzuncz zaman geçirdikleri mekanların başında gelir. Onlar berberde traşlarını olup, kasketlerini, fötrlerini kafalarına geçirip İngiliz pantolonlarını giyip çizmelerini, pabuçlarını ayaklarına sokup ağır bir edayla dünyayı dolanırlar.” Mehmet Usta’yı, günümüzde antika değeri taşıyan 1940’ların Alman üretimi Numan dikiş makinasında ince işlerini yaptığı İngiliz pantolonu ile baş başa bırakıyoruz. Artık özel koleksiyonların parçası olan bu kıyafeti taşıyacak kişinin ağır bir edayla dünyayı dolaşan, yeryüzünde kalan son namuslu kabadayı olabileceğini düşünmek insana iyi hissettiriyor. En azından terzi Mehmet usta gibi namuslu ve dürüst olsun, o da yeter!


Yorumlar